E Posta!



Giriş yapmamışsınız.

Kimler çevrimiçi ?

Yok



Ülkeler

67.3%Turkey Turkey
16.1%Germany Germany
6.4%United States United States
4.1%Netherlands Netherlands
0.8%United Kingdom United Kingdom
0.5%Japan Japan
0.5%Canada Canada
0.4%France France

Ziyaretler

Bugün: 10
Dün: 19
Bu Hafta: 72
Gecen Hafta: 90
Bu Ay: 146
Gecen Ay: 645
Toplam: 6243


Firefox 3.5Türkçe

En iyi cözünürlük için!
Batı’nın Son Hedefi: Osman Pamukoğlu PDF Yazdır e-Posta
Haberler
Ridvan Yilmaz tarafından yazıldı.   
Cuma, 09 Ekim 2009 02:36

 

Meyyal UYGUR yazdı...

Avrupa Konseyi “Azınlıklar Raporu”nun, “Azınlıklar, Din Özgürlüğü ve Mülkiyet Hakları” başlıklı 4. bölümünde yer alan 73. maddede “Komiserin, Türkiye’deki azınlık gruplarının, tedirginlik ve güvensizlik atmosferi ile çevrelendiğini hissetmesinden endişe duyduğu” belirtildikten sonra, şöyle denilip, yetkililerimizden şu talep edildi:

“Özellikle Eylül 2008’de kurulan Hak ve Eşitlik Partisi adındaki yeni partinin, açıktan misyonerleri hedef alması en ciddi endişe kaynağıdır. Türk yetkililere, azınlıklara yönelik ciddi hoşgörüsüzlük manifestolarının ortaya konmasına karşı dikkatli olması ve bunları ortadan kaldıracak gerekli tedbirleri alması çağrısı yapıyoruz…”

Denktaş ve Perinçek’in başına neler geldiğini gördük. Bakalım Pamukoğlu ve partisini ne gibi sürprizler bekliyor!..

Avrupa Konseyi’nin İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg’in, ülkemiz yöneticileri (Cumhurbaşkanı Gül, Adalet Bakanı Ergin, Başmüzakereci Egemen Bağış, Dışişleri Büyükelçisi Ertuğrul Apakan ve İçişleri Müsteşarı Osman Güneş) ile de görüşerek, hazırladığı “Azınlıklar” raporunu duymuşsunuzdur. Okullarda Öğrenci Andı’nın okunmasını eleştiren ve “Ne Mutlu Türküm Diyene sözü etnik ayrımcılıktır” diyen, malum rapor…

Medyamız ve siyasilerimiz, birbirinden vahim başka tespit ve önerilerin de yer aldığı o raporun sadece bu kısmı üzerinde durdular, kimileri de pek şaşırdı. Laf aramızda ben hiç şaşırmadım, ülkemizi yönetenlerin büyük kısmı da zaten bu görüşte değil mi? Avrupa Konseyi raporundan aylarca önce onlar, Öğrenci Andı’nın okutulmamasını, şimdilik en azından Doğu ve Güneydoğu’da dağlar-taşlardaki “Ne Mutlu Türküm Diyene” yazılarının kaldırılmasını istemedi mi? AKP iktidarıyla birlikte artık bu tip raporları birlikte hazırlıyorlar ya, “Acaba bizimkiler mi onları etkiledi, yoksa onlar mı?” diye sormak gerekiyor. “80 yıldır kendi dinamiklerimizle gerçekleştiremediğimiz dönüşümleri, AB’nin yardımıyla yapıyoruz” ve dahi, “Biz çözmezsek, gelir başkaları çözer” itirafları orta yerde duruyor ya, ondan!..

Başlıktaki sadede gelmeden önce raporla ilgili iki hususa daha dikkat çekmek istiyorum. Birincisi; bu raporu hazırlayan AB değil, kurucu üyesi, hatta rapordaki ifadeyle, “En eski üyelerinden birisi” olduğumuz Avrupa Konseyi. Ne önemi veya farkı mı var?..Türkiye’ye, Türk Milleti’ne yaklaşım ve zihniyetleri açısından hiç fark bulunmasa da AB, kapısında bekletildiğimiz, kararlarında söz sahibi olmadığımız bir mekanizma. Avrupa Konseyi öyle değil, kaale alınmasak bile kurucu üyesiyiz…

İkincisi; raporun adı “Azınlıklar”…Malum, Türkiye Lozan’a göre, sadece gayrı Müslim vatandaşlarımızı azınlık sayıyor. Raporda 197 madde var, saydım; üçte ikisinden fazlası Alevi ve Kürt kökenli vatandaşlarımızla ilgili…Lozan’ın azınlık yaklaşımı, Anayasa’nın ulus-devlet yapısına ilişkin maddeleri eleştiriliyor…Bol bol PKK ve DTP’li belediyelerden bahsediliyor…“Terör örgütünün propagandasını yapanlar” için Terörle Mücadele Yasası ve TCK’da öngörülen cezaların kaldırılması isteniyor. Ve güvenlik güçleriyle, PKK aynı kefeye konuluyor, PKK için, “Devlet dışı silahlı güçler” ifadesi kullanılıyor. Kısaca, kurucusu olduğumuz bir yapı, Alevi, Kürt kökenli vatandaşlarımızı resmen “azınlık”, DTP’yi de “Kürtlerin” sözcüsü ilan ediyor.

Demem o ki, bu Avrupa Konseyi’ne “haddini bildirme” imkanımız var. Mesela bir defacık olsun, “Seninle ilişkimi askıya alıyorum” diyebiliriz…Bunu söyleyelim, en azından o iyice PKK-Rum-Ermeni mahkemesine dönüşen AİHM kararlarını burnumuza dayama fırsatını ellerinden kaçıracakları için nasıl panikleyecekler, hep birlikte bir görelim!..

Hedefteki İsim: Efsane Komutan Pamukoğlu

Evet, Batı’nın bu rapor aracılığıyla resmen hedef yaptığı siyasi parti lideri Baykal veya Bahçeli değil, kamuoyunda “Efsane Komutan” diye bilinen Osman Pamukoğlu oldu!..

Raporun, “Azınlıklar, Din Özgürlüğü ve Mülkiyet Hakları” başlıklı 4. bölümünde yer alan 73. maddede “Komiserin, Türkiye’deki azınlık gruplarının, tedirginlik ve güvensizlik atmosferi ile çevrelendiğini hissetmesinden endişe duyduğu” belirtildikten sonra, şöyle denilip, yetkililerimizden şu talep edildi:

“Özellikle Eylül 2008’de kurulan Hak ve Eşitlik Partisi adındaki yeni partinin, açıktan misyonerleri hedef alması en ciddi endişe kaynağıdır. Türk yetkililere, azınlıklara yönelik ciddi hoşgörüsüzlük manifestolarının ortaya konmasına karşı dikkatli olması ve bunları ortadan kaldıracak gerekli tedbirleri alması çağrısı yapıyoruz…”

Yanlış anlama veya değerlendirmelere mahal vermemek için Pamukoğlu veya partisiyle hiçbir ilgim bulunmadığını, kendisini hiç tanımadığımı belirtip, öyle devam edeyim. Rapordaki bu satırlardan sonra, Pamukoğlu ya da partisinin “misyonerlerle” ilgili bir açıklaması olup, olmadığını araştırdım. Sadece partinin kuruluş aşamasında, “Türk Milleti” başlığıyla yapılan çağrıda, onlarca madde arasında şu ifadeye yer verildiğini gördüm:

“Biliyoruz, ülkende demokrasinin vesayet altında olmasından, yabancı temsilci ve misyonerlerin müstemlekelerindeymiş gibi topraklarımızda dolaşmalarından, doğrudan ve dolaylı talimatlar vermelerinden bıktın...”

Pamukoğlu ve partisi, acaba sadece bu ifadeden dolayı mı hedef yapıldı, yoksa gerisinde PKK ve DTP’ye yönelik sert eleştirileri ve “Kürdistan kuruluyor” uyarılarından duyulan rahatsızlık da var mı? Ne de olsa raporun bütününde görüldüğü gibi, Kürt kökenli vatandaşlarımızı “azınlık” sayıyorlar. Hak ve Eşitlik Partisi’nden bahsettikten hemen sonra, “Azınlıklara yönelik ciddi hoşgörüsüzlük manifestolarının ortadan kaldırılması” derken, gerçekte misyonerleri değil, PKK-DTP’yi kast etmiş olmasınlar?!..

Görüşlerine katılırsınız, katılmazsınız, ama Pamukoğlu ister misyonerlerle ilgili o ifade, ister PKK-DTP ile ilgili görüşlerinden dolayı hedef yapılıyorsa, nerede kaldı Batı’nın “kutsal ineği” sayılan “düşünce ve ifade özgürlüğü”?!.. Ya da o kutsal inek sadece bölücüler ve teröristler için mi hak sayılıyor? Bunu şundan soruyorum, Pamukoğlu ilgili bu tespitten hemen önce, raporda Batı’nın bu konudaki çok yüzlülüğünü ve içler acısı durumunu kendi eliyle ortaya koyan başka onlarca öyle madde var ki…

Mesela;
- Türkiye’de ırk, mezhep, dini temelli veya ayırımcılığı savunan, azınlık yaratmayı amaçlayan, üniter yapıyı bozmayı hedefleyen parti ve derneklerin kurulmasına izin verilmemesi eleştiriliyor. Komiserimizin, en azından, “azınlıklar yaratma ve üniter yapıyı bozma ifadelerini muğlak bulduğu” vurgulanıyor.

-Demokrasiye zarar vermedikçe siyasi partilerin her türlü görüşü savunması ve parti kapatmalarının kesinlikle yasaklanması gerektiği savunuluyor, özellikle DTP’nin kapatılmaması isteniyor.

- Seçim bildirilerinde ülkenin toprak bütünlüğü ve üniter yapısı, Kürt halkı veya Kürtlerin self determinasyonunu savundukları için Kürt yanlısı parti mensupları hakkında soruşturma açılmasının yanlış olduğu anlatılıyor.

Sözün özü Avrupa Konseyi; “Kürtçülük, bölücülük, mezhepçilik, dincilik yapanların önünü açın, sakın dokunmayın” diyor. Ama konu Osman Pamukoğlu’nun partisi olunca, “engelleyin” çağrısı yapıyor. Acaba bu nasıl bir demokrasi ve özgürlük anlayışıdır?

AP de Denktaş ve Perinçek’i Hedef Göstermişti

Aslında Batı bunu yeni yapmıyor. Avrupa Parlamentosu da, taslak metinde olmadığı halde 2006 Ekim’inde kabul ettiği Türkiye raporuna eklediği 40. maddeyle, Rauf Denktaş’ın başkanlığını yaptığı, soykırım iddialarına karşı mücadele veren, “Talat Paşa Komitesi başta olmak üzere, şovenist ve ırkçı aşırı sağcı organizasyonları güçlü şekilde kınayıp”, “Türkiye’yi bu komiteyi ortadan kaldırıp, faaliyetlerine son vermeye” davet etmişti.

Bu maddeden hemen önceki maddelerde ise, PKK-DTP’ye yakınlığı ile bilinen İHD ve İnsan Hakları Vakfı için, “Türkiye’nin demokratik sivil toplum örgütü” ifadesini kullanıp, “Bunların güçlü şekilde desteklendiğini” duyurmuş, ayrıca AB Komisyonu’na, “Bu tür örgütleri hem siyasi, hem mali açıdan güçlü şekilde desteklemesi” çağrısında bulunmuştu.

Denktaş ve Perinçek’in başına neler geldiğini gördük. Bakalım Pamukoğlu ve partisini ne gibi sürprizler bekliyor!..

Kaynak: Açık İstihbarat


Yazıda bahsi geçen söz konusu Avrupa Konseyi “Azınlıklar Raporu” nun özgün metnine (ingilizce) https://wcd.coe.int/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İlgili 73. maddede kaynak olarak gösterilen "TURKEY: Turkish nationalism, Ergenekon, and denial of religious freedom" başlıklı yazıya http://www.forum18.org/ adresinden, Google translate türkçe çevirisine de http://translate.google.com adresinden ulaşabilirsiniz.

 

Yorum ekle

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.


Güvenlik kodu
Yenile