E Posta!



Giriş yapmamışsınız.

Kimler çevrimiçi ?

Yok



Ülkeler

67.3%Turkey Turkey
16.1%Germany Germany
6.4%United States United States
4.1%Netherlands Netherlands
0.8%United Kingdom United Kingdom
0.5%Japan Japan
0.5%Canada Canada
0.4%France France

Ziyaretler

Bugün: 10
Dün: 19
Bu Hafta: 44
Gecen Hafta: 111
Bu Ay: 138
Gecen Ay: 645
Toplam: 6243


Firefox 3.5Türkçe

En iyi cözünürlük için!
BU İDDİA ÇOK ÖNEMLİ PDF Yazdır e-Posta
Haberler
RIDVAN tarafından yazıldı.   
Salı, 09 Şubat 2010 23:08

Türk Ordusu'nu hedef alan operasyonlar bir gün mutlaka deşifre olacak.
Poyrazköy’de Esrarengiz Amerikan aracı.
Poyrazköy kazılarıyla ilgili iddianamede ilginç bir detay ortaya çıktı

Haberi aşağıda okuyacaksınız ama önce biz bir tespitte bulunalım. Poyrazköy'de kazı yapılırken ve sadece TRT kameraları bu kazı çalışmasını naklen Türkiye'ye sunarken, o sırada bir kanalda canlı yayında olan HEPAR Lideri Osman Pamukoğlu, yılların tecrübesi ve keskin görüsüyle hiç kimsenin fark etmediği bir noktaya dikkat çekmişti.

Sunucunun düşüncelerini sorması üzerine Pamukoğlu "İlginç. Bu silahlar yıllardır toprak altında ama üzerlerinde hiçbir eskime izi, pas görüntüsü yok. Hepsi sanki fabrikadan çıkmış gibi prpıl pırıl. Neye sarıldıkları da önemli tabi ama, gördüğüm kadarıyla gazetelere, kartonlara sarılarak gömülmüş. Toprak altında paslanmadan, okside olmadan bunca zaman kalması mümkün değil." demişti.

Ne dersiniz? Hiç kimsenin görmediği ve sormadığını ta o günlerde canlı yayında söyleyen Pamukoğlu, apaçık görünen bir gerçeği deşifre etmemiş mi?

Kaynak: Anadolukartali.org

Metehan KUBİLAY

...

İddianameye göre, kazılardan 17 gün önce, 7 Nisan 2009’da Amerikan Konsolosluğu’na ait bir araç askeri bölgede dolaştı ve araçtan fotoğraflar çekildi.

Geçen çarşamba günü kabul edilen Poyrazköy iddianamesine giren telefon kayıtlarında Amerikan konsolosluğuna ait bir aracın, askeri bölgede fotoğraf çektiği ve durumun jandarmaya bildirildi ortaya çıktı. Sanıklardan binbaşı Eren Günal’ın telefonundan yapılan bir görüşmede Sedat isimli bir yarbayın “Resim çeken falan bir asker” dediği, buna karşılık Oktay isimli diğer yarbayın “Tamam efendim araç Amerikan Konsolosluğu’ndanmış şimdi jandarma yanımda tamam efendim” dediği belirlendi. Bu görüşmenin tarihi de son derece dikkat çekici. Zira Amerikan Konsolosluğu’na ait araç Poyrazköy’de cephaneliğin bulunduğu 24 Nisan 2009 tarihindeki kazıdan 17 gün önce bölgede dolaşmış.

‘Efes 2009 tatbikatı’

Bu durumun sorulduğu sanık Eren Günal, konuşmayı yapan Sedat yarbayla İzmir Foça’da “Efes 2009” tatbikatı için birlikte bulunduklarını ve planlama toplantısına katıldıklarını, görüşmelerin genelde buna ilişkin görüşmeler olduğunu ileri sürdü. Ancak daha sonra alınan ek savunmasında iki yarbayın konuştuğu konunun o gün konsolosluk aracının yanlışlıkla askeri bölgeye girmesi ve görevliler tarafından ikaz edilerek bölgeden uzaklaştırılmasıyla ilgili olduğunu iddia etti. Savcılık ise bu esrarengiz olay için yaptığı değerlendirmede, görüşmenin Efes 2009 tatbikatı ile ilgisi olduğu iddialarının “inandırıcı olmadığını” belirtti.

Darbe soruları

Emekli kuvvet komutanlarının Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara ifade vermesine yol açan “ Sarıkız , Ayışığı , Yakamoz ve Eldiven” darbe planları, Poyrazköy iddianamesinde de soru olarak yer aldı. İddianamenin, İstanbul’daki SAT Grup Komutanlığı’nda görevli deniz binbaşı Eren Günay’a ilişkin bölümde, “2003-2004 yıllarında yapılması planlanan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe planları ile ilgili hiç bir bilgisinin olmadığını, kendisinin o tarihlerde İstanbul’da görevli olduğunu belirtmiştir” denildi. Deniz Kurmay Kıdemli Albay İbrahim Koray Özyurt’a da 2003-2004 yıllarında yapılması planlanan Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Eldiven kod adlı darbe planlarının sorulduğu, ancak hiçbirinden haberdar olmadığını, belirtilen darbe çalışmalarında görev almadığını beyan ettiği belirtildi.

‘Kardak yüzünden hedef seçildik’

Poyrazköy iddianamesinin sanıklarından subaylar Ercan Kireçtepe, Erme Onat, Eren Günay, Mustafa Turhan Ecevit ile astsubay Ergin Geldikaya’nın ortak noktası Kardak krizi. Sanıklar, Kardak krizi sırasında destek amacıyla Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan bir ekibin geldiğini, bu ekibin başında da Göktaş’ın bulunması nedeniyle onu tanıdıklarını ya da ismini duyduklarını söylediler. Göktaş’ı “iyi bir asker” olarak bildiklerini belirten sanıklardan bazıları, daha sonra da birkaç kez kendisiyle görüştüklerini ifade ettiler. Sanıklardan Kireçtepe ve Günay, suçlamaları reddederken , Kardak Operasyonu’nda görev almaları nedeniyle dış güçler tarafından hedef seçilmiş olabileceklerini iddia ettiler. Bazı sanıklar ise terfi yılları olduğunu, başarılarından dolayı önlerinin kesilmesi için kendileri hakkında ihbar mektupları gönderildiğini ileri sürdüler.

...

(Mustafa Mutlu'nun Vatan Gazetesi'nde yayınlanan konuyla ilgili yazısını da sizlerle paylaşıyoruz)

Askeri bölgeye yanlışlıkla giren konsolosluk aracı!

Poyrazköy’de bulunan silahlardan sonra başlatılan soruşturma, geçtiğimiz hafta davanın kabul edilmesi ile yeni bir aşamaya geldi.

Bizim sözde darbe karşıtı kahraman yandaş medyamız neredeyse bir haftadır bu iddianameyi satır satır yayınlıyor ve “şüphelileri” şimdiden ömür boyu hapis cezasına mahkûm ediyor!

Ama...

Aynı iddianamedeki bir detayı hepsi görmezden geliyor...

Onu da Ankara büromuzdan Kemal Göktaş’ın haberi sayesinde öğrendik.

***

İddianameye yansıyan olay şöyle gelişmiş:

Poyrazköy’de yapılan o şok kazılardan tam 17 gün önce, yani 7 Nisan 2009’da, Amerikan konsolosluğuna ait bir araç, askeri bölgede fotoğraf çekerken tespit edilmiş...

Durum hemen jandarmaya bildirilmiş...

Jandarma, aracın görüldüğü yere gitmiş ve olaya el koymuş...

Sonra anlaşılmış ki; ABD konsolosluğuna ait o araç, askeri bölgeye “yanlışlıkla” girmiş!

İçindeki ABD görevlileri de, “Madem yanlışlıkla girdik, o zaman yine yanlışlıkla bir kaç da fotoğraf çekelim” demişler...

Jandarma da “yanlışlıkla”, bu savunmaya inanmış...

İnanmayıp ne yapacak; koskoca ABD konsolosluğunun görevlilerini gözaltına mı alacak?

Başlarına çuval mı geçirecek?

“En büyük müttefikimiz” ile aramızda büyük bir kriz çıkmasına mı neden olacak?

***

Bu haber, Türkiye’yi iki yıldan fazla bir süredir teslim alan darbe senaryolarının sızdırılmasında, hatta belki hazırlanmasında, dış güçlerin parmağı olduğunu kanıtlıyor!

Hani; bizim, “orduya sızmış

F tipi elemanlar” diye tanımladığımız kişiler...

Balyoz belgelerini, hem de bavulla; yine ABD’ye yakın bir gazeteye getirip bırakanlar...

Fotokopi ya da ıslak imzalı kağıtları, Ergenekon savcılarına yollayanlar...

Arınç’la ilgili ne olduğu bile anlaşılmayan garip suikast ihbarını yapanlar...

Böylece Kozmik Oda’ya girilmesini sağlayanlar...

Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız ve Eldiven darbe planlarının sözde belgelerine ulaşmakta hiçbir sıkıntı çekmeyen ve elde ettikleri her şeyi aynı gazeteye servis edenler...

Bunların hepsi; aynı yabancı “karıştırma ve planlama örgütü”nün adamları...

***

Amaçları Türk Silahlı Kuvvetleri’ni etkisizleştirmek, susturmak, savunma pozisyonuna itmek...

Bunu yaparken de “ılımlı İslâm”ı savunan kesimleri “darbenin hedefindeki mağdur ve mazlumlar” olarak gösterip, kahramanlaştırmak...

***

Adını istemeyin bunların benden, asla söylemem...

Ama bilin ki; Ceyhan, İstanbul, Ankara... Her ilçemizde, her ilimizde cirit atıyor bunlar!

Askeri bölgeye yanlışlıkla girip, yanlışlıkla fotoğraf çekiyorlar ve Allah’ın işine bakın ki tam da onların yanlışlıkla dolaştıkları yerde, olaydan sadece 17 gün sonra darbeci (!) askerlerin gömdükleri silahlar bulunuyor!


***

Bizim yandaş arkadaşlar ise ne bu konsolosluktan, ne de askeri bölgeye “yanlışlıkla” giren araçtan söz ediyorlar...

Neden etsinler ki?

Onların amacı; mevcut düzenin en büyük garantörü olan askerin saygınlığını azaltmak, “ılımlı-ılımsız din devleti”ne gidişi hızlandırmak değil mi?

Kendilerini; kimin, neden kullandığını çok mu önemli?

***

Değil mi koçlar?

(Kaynak: Vatan) Eklenme tarihi: 31.01.2010 15:47:26

 

Yorum ekle

Yorumlarınızda Kişilik haklarına saldırı,küfür ve benzeri ifadeleriniz yayınlanmamaktadır.Yorumları yazarken İsminizi belirtmeniz önemle duyurulur.


Güvenlik kodu
Yenile